Kitap

Savaş Sanatı

savaş sanatı1

Bundan yaklaşık iki bin beş yüz yıl önce ünlü filozof ve savaşçı Sun Tzu tarafından yazılmış olan Savaş Sanatı adlı bu eser, savaş stratejileri tarihinin en prestijli ve etkileyici eseridir. Savaş Sanatı’nın teorileri iki bin beşyüz yıldır tüm askeri lider ve strateji uzmanlarına klavuzluk ettiği gibi bugün de gerek  idareci ve politikacılara gerekse modern işadamlarına yol göstermektedir.

Feodal toplumdan modern topluma neredeyse bir gecede geçme becerisini gösteren Japonya’da bilim adamları, Sun Tzu’nun klasik öğretilerini, modern çağın siyaset ve iş yaşamına büyük bir başarı ile uygulamışlardır. Gerçekten de bugün pek çok kimse, Japonya’nın bugünkü başarısında Sun Tzu’nun ünlü Savaşmadan kazanmak en büyük başarıdır doktrininin büyük rol oynadığı konusunda birleşmişlerdir.

Yazarı: Sun Tzu

Yayınevi: Kastaş Yayınları

Çeviri: Adil Demir

Tanıtım Yazısı

Çinli filozof Sun-Tzu’nun günümüzden 2.500 yıl önce yazdığı “Savaş Sanatı” adlı eser 13 bölümde toplanmış 384 savaş teorisinden oluşmaktadır. Bu teorilere temel olan ilkeler savaş alanında olduğu kadar ekonomi ve politika alanlarında da liderlere yol göstermektedir.

En önemli ilkeler ise zaferin mümkün olduğu taktirde savaşsız kazanılması ile, savaş ve rekabette üstünlük kazanma yollarını bulmak için fiziki unsurları, psikolojik faktörleri ve politikayı doğru bir şekilde analiz etmektir.

“Savaş Sanatı” strateji konusundaki en önemli kitaplardan birisidir. Ancak, Clausewitz’in “Savaş Üzerine” adlı yapıtı ile karşılaştırılabilir. 20.yüzyılın büyük liderlerinin çoğunun yararlandığı bu kitabın önemi, savaşla ilgili evrensel prensipleri keşfetmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Sun-Tzu o derece günceldir ki, dünyanın bütün askeri akademilerinde her yıl sayısız seminer ve tez konusu olmaktadır. “Dolaylı Strateji” kavramını ortaya atan Liddel-Hart’da fikirlerinin özünü Sun-Tzu’ya borçlu olduğunu saklamamaktadır.

Bu ciltte “Savaş Sanatı”nı TAM METİN olarak okuyabilecek ve ayrıca her bölüm ile ilgili açıklamalı yorumları bulabileceksiniz. Keza Sun-Tzu’nun yaşadığı dönem ve tarihi çerçeve konusunda da geniş bir ek bilgilenme sağlanmaktadır.

Kitabın Konusu

Savaş Sanatı bugünün iş dünyası içindeki bitmek bilmeyen rekabet konusunda gerek kişisel, gerekse uluslararası çekişme ve mücadelenin ana hatlarına ışık tutar. Kitabın okurlarına verdiği ana fikir yenilmez olabilmek, savaşsız zafer kazanmak, savaş ve rekabetin fiziğinin, psikolojisinin ve politikasının doğru analizi ile rakiplere karşı üstünlük kazanmanın yollarının anlaşılmasıdır.

Kitap büyük bir dikkatle okunarak değerlendirildiğinde bugünkü acımasız iş yaşamında hemen her zaman benzer koşullarla karşılaşılabileceği görülecek ve Sun Tzu’nun derslerinin pratik kullanımının uygulama becerisine sahip işadamlarına sağlayabileceği yararlar kolaylıkla bulunacaktır.

Sun Tzu’nun Savaş Sanatı incelendiğinde Doğu Asya’da, gerek psikolojinin, gerekse bilim ve teknolojinin temelini oluşturan Taoizm’den önemli ölçüde etkilendiği görülür. Hatta, bugünkü Uzak Doğu’ya özgü dövüş yöntemlerinin de Taoizm’den ve dolayısıyla Savaş Sanatı’ndan en azından esinlenmiş olacağını bize düşündürür.Bilindiği gibi Uzak Doğu dövüş yöntemleri de benzer felsefe içinde minimum güç kullanımı ile hasmına maksimum zarar vermeye, gereğinde geri çekilir gibi manevra yaparak düşmanı gafil avlamaya yöneliktir.

Bilim adamları, Taoist düşüncenin Savaş Sanatı üzerindeki etkilerini yüzyıllardır yazmakta, buna karşılık Taoist düşüncenin felsefi ve siyasal doktrinleri de Savaş Sanatı stratejisinin klasikliğini kabul etmektedir. Savaş Sanatı’nın önerdiği bilginin yüceliği, bu bilginin sağlayacağı Yenilmezlik Yeteneği ve bunun sonucunda gelecek, ‘Savaştan Caydırıcılık’ da Taoist deyiş olan,derin bilgi ve güçlü davranışın bir yansıması olarak kabul edilmektedir.

Savaş Sanatı’na göre, usta savaşçı çatışma psikolojisi ve mekanizmalarını öylesine iyi bilir ki, düşmanın her hareketini derhal algılayıp, her olasılığa uygun en doğal manevrayı en az güç kullanımı ile uygular.

Kitap 13 bölümden oluşmaktadır:

1.Planlama (25 Madde)

2.Savaşın Maliyeti (19 Madde)

3.Savaşta Strateji (19 Madde)

4.Taktik (20 Madde)

5.Enerji (23 Madde)

6.Gücün Kullanımı (34 Madde)

7.Savaşta Manevra (37 Madde)

8.Taktik Değiştirme (14 Madde)

9.Ordunun ilerlemesi (45 Madde)

10.Arazı Faktörü (31 Madde)

11.Arazide Dokuz Konum (68 Madde)

12.Ateşle Saldırı (22 Madde)

13.Casusluk Ve istihbarat (27 Madde)

Savaş Sanatı’nın birinci bölümü Planlama’nın önemini vurgulamaya ayrılmıştır.Liderler herhangi bir şeyi yapmadan önce mutlaka planını hazırlar ve sorunları inceleyerek önlemini alırlar.Savaş manevraları konusunda Savaş Sanatı her harekattan önce mutlaka göz önüne alınılması gereken beş faktörden önemle bahseder: Uyum, hava, arazi, askeri liderlik ve disiplin faktörleri.

Savaş Sanatı’nın ikinci bölümü genel olarak savaşın ülke ve halk üzerindeki etkilerine ayrılmıştır. Bu bölümdeki ana tema savaş esnasında süratin ve etkinliğin en önemli silah olduğu prensibidir. Özellikle uzak ülkelerdeki savaşların uzun sürmesinin ülke kaynakları üzerindeki olumsuz etkisi vurgulanarak bu tür uzun savaşlardan kaçınılması dersi öğretilir. Kaynakların, enerjinin tutumlu kullanılmasına büyük önem verilmiştir. Savaşın ülke ve halkın üzerindeki maliyetini azaltmak amacıyla Sun Tzu özkaynak kullanımı yerine daha çok akın edilen ülke kaynaklarının kullanılmasını, ele geçirilecek düşman esirlerinden maksimum oranda yararlanılmasını salık verir.

Üçüncü bölümde, konu savaşta strateji’dir. Burada da en büyük önem yine tasarrufa verilmiştir. Ana amaç, düşmana doğrudan doğruya saldırarak yok etmeye çalışmak yerine düşmanı ve düşman kaynaklarını savaş aldatmacaları kullanarak olabildiğince az zayiatla ele geçirerek, düşman kaynaklarından maksimum yararın sağlanmasıdır. Burada hedef özkaynakların tasarrufunda olduğu gibi düşman kaynaklarının da olabildiğince zarar görmeden ele geçirilmesi prensibidir. Bu konuda Sun Tzu Usta bizlere ünlü doktrini, “En iyi zafer savaşmadan kazanılan zaferdir.“deyişini öğretir.Sun Tzu bu bölümde bizlere taktikler de gösterir. İlk olarak, ana amaç savaşmadan kazanmak olduğu için Sun Tzu, en iyi yöntemin düşmanın planlarını baştan bozmak olduğunu, bu yapılamazsa düşmanı izole ederek zorda bırakmak gerektiğini öğretir.

Savaş Sanatı’nın dördüncü bölümü savaş stratejisinin en önemli unsurlarından biri olan taktik konusuna ayrılmıştır. Yine Taoist bir yaklaşımla Sun Tzu burada zaferin anahtarının değişik koşullara uyumda ve anlaşılmaz olmakta olduğunu öğretir.Burada önemli olan başkalarının göremediklerini görmek, düşmana kendini göstermemeyi becermektir. Burada yöntem yine aldatmacalardadır. Fırsatları düşmandan önce görerek, hızlı hareket etmek, özellikle bilinir düşmana karşı büyük avantaj doğurur. Bu düşünceyi takiben Sun Tzu, kesin zaferin yolunun ne zaman hareket edileceği ya da hareketsiz kalınacağının iyi bilinmesinde olduğunu bir daha vurgular. “Kendinizi yenilmez yapın.Ve düşmanınıza yalnızca zayıf olduğu anda yüklenin. Unutmayın ki, iyi savaşçılar yenilmelerinin olanaksız olduğu yerlerde konuşlanırlar.” Sun Tzu bu bölümde ordu içi örgütlenmenin, disiplin ve ahlakın bir daha önemini vurgular.

Savaş Sanatı’nın beşinci bölümünün konusu Enerji’dir. Enerji’den kastedilen savaş alanında Güç, ya da Moment’in kullanımıdır. Burada vurgulanan Moment, hareket halindeki ordunun dinamizmini simgelemektedir. Sun Tzu, bize örgütlenme becerisi ile koordinasyonun öneminin yanı sıra geleneksel savaş yöntemlerinin ve gerilla savaşının bir arada kullanımından bahseder. Savaşta manevra değişikliği ve sürprizin altını çizerek sonsuz sayıda taktik değişikliğin kullanılması gerektiğini, düşmanın psikolojik koşullarını etkileyerek düşmanı kolayca vurulabileceği konuma getirmenin yararlarını öne çıkarır. Sun Tzu’nun “Enerji” konusundaki öğretilerinin ana teması örgüt içi dayanışma ve birlikteliktir. Bu sayede bireysel yeteneklere bağlı olma zorunluluğu yerine örgütün yani ordunun tümünün oluşturacağı “Güç”ün momenti öne çıkacaktır. “İyi komutanlar savaş alanında bireylerden değil ordunun momentinden sonuç ararlar.

Kitabın altıncı bölümü,”Boşluk ve Doluluk” kavramlarını öne çıkaran Gücün Kullanımı konusuna ayrılmıştır.Ana fikir düşmanın enerjisini tüketirken kendi enerjini koruma becerisidir. Bu beceri bize, düşmanın zayıf düştüğü anda saldırma kapasitesi vererek bizi yenilmez yapar. Bu taktiklerin en basitlerinden biri bugün yalnız savaşta değil bugünün hem sosyal hem de iş manevralarında yaygın olarak kullanılmaktadır. “İyi savaşçılar düşmanının ayağına gitmezler, düşmanın kendi ayaklarına gelmesini sağlarlar.

Savaş Sanatı’nın yedinci bölümü silahlı çatışma ile ilgili olup ordunun savaş alanındaki düzeni ile savaş manevraları hakkında Sun Tzu’nun görüşlerini özetler. Haber alma ve ön hazırlığın önemini anlatarak konuya giren Sun Tzu,”Hesabını yaptıktan sonra harekete geç. Uzağı ve yakını ilk gören kazanır; silahlı savaşın kuralı budur.” der.Her zamanki karakteristik özelliği olan minimalist / temelci görüşünü Sun Tzu şu sözlerle bir kere daha tekrarlar: “Düşmanın enerjisini tüketin, düşman komutanlarının yüreğini kopartın.” Doluluk ve boşluk prensiplerinden maksimum yararlanma yöntemini de, “İstekli düşmandan uzakta dur; sendeleyen ve kaçana saldır” sözleriyle vurgular. Esrarengiz kalma becerisine sahip olacak savaşçı için Doluluk ve Boşluk prensibine yönelik dört ustalığın varlığını anlatır: Enerji Ustalığı, Yürek Ustalığı, Güç Ustalığı ve Uyumluluk Ustalığı.

Savaş Sanatı’nın sekizinci bölümü savaş ustalığının köşe taşlarından biri olan Taktik Değiştirme ya da Uyumluluk konusuna ayrılmıştır. Sun Tzu Usta bu konuda, “komutanlar karşılarına çıkan koşullara uyum sağlayarak avantaj yaratma yeteneğine sahip değillerse, bulundukları arazinin yapısını ezbere bilseler bile bundan yararlanamayacaklardır.” demektedir.

Dokuzuncu bölüm orduların ilerlemesi üzerine yazılmıştır. Sun Tzu Usta bu konuda da savaş sanatının üç açısı üzerinde durmuştur Bunlar, fiziksel, sosyal ve psikolojik açılardır. Fiziksel açıdan ilk olarak üzerinde konuşlanılacak arazinin belirgin özel noktalarına dikkat çekerek, özellikle arazideki yüksek noktaların, nehir yukarı pozisyonların, tepelerin güneşli yamaçların, doğal kaynakların bol olduğu yörelerin önemini vurgular. Tüm bu boyutlara bakarken bir yandan da düşman hareketlerinin çeşitleri üzerine yorumlar getirir. Her ne kadar Sun Tzu hiçbir zaman maddi gücün ya da sayısal üstünlüğün inkar edicisi konumunda bulunmamışsa da, sosyal ve psikolojik faktör ve etkilerin fiziksel gücün karşısında başarılı olabileceğinin de üzerinde önemle durur.

Onuncu Bölüm arazi konusuna eğilir. Bu bölümde de ana ilgi alanı taktik manevra ve uyumluluk üzerinedir. Arazi türleri ayrı ayrı incelenerek, hangi tür arazide nasıl bir hareket tarzı takip edilmesi gereği irdelenir. Arazi tipleri ile ilgili yöntemlerin diğer konulara yansıtılması üzerinde düşünmeye ihtiyaç gösterir. Ancak, bu meseledeki temel husus komuta edecek kişinin maddi, sosyal ve psikolojik çevre ile ilişkilerinin değerlendirilmesindedir.

Onbirinci bölüm, Arazide Dokuz Konum olarak adlandırılmıştır. Bu bölümde arazi iyice detaylandırılarak arazinin yalın konumundan çok sosyal konumu ile bu sosyal çevre içinde hangi konumda hangi hareket tarzının seçilmesi gerektiğine yönelik öğütler bulunmaktadır.

Savaş Sanatı’nın onikinci bölümünde incelenen konu saldırıda ateşin kullanımı üzerinedir. Bu konu, çeşitli kundakçılık yöntemleri ile kundaklama sonrasına yönelik teknik hazırlıklar ve stratejilerin kısaca incelenmesi ile başlar. “Ateş”in Sun Tzu’nun yaşadığı çağdaki en ölümcül silahlardan biri olması nedeniyle Büyük Hoca bu bölümde insanlık için en duygusal dileklerinden birini dile getirir . “Silahlar ancak başka çare kalmadıkça kullanılması gereken felaket araçlarıdır.

Sun Tzu, Savaş Sanatı’nın onüçüncü ve son bölümünü casusluğa ayırarak kitabın birinci bölümünde altı çizilen strateji konusu ve strateji için en büyük gereksinim olan haber almaya geri dönmüş bu dönüşüyle de kitabı bütünleştirmiştir. Bu bölümde kendisine özgü verimlilik hedefli minimalist öğretim tarzına uygun olarak haber alma görevlileri olan casusların önemini anlatmaya başlar.” Askeri hareketler bir ülke için sonu olmayan tüketim kaynakları olup, bir günlük zafer için yıllarca mücadele edilir. Bu nedenle ödül vermekten kaçınarak, düşmanın durumunu öğrenmemizi sağlayacak bilgileri edinmekteki başarısızlık tümüyle insanlık dışıdır.

Kitaptan Alıntılar

Yenilgiden kendimizi korumak bizim elimizdedir.Ancak, düşmanı yenme fırsatını bize düşman verir.

Saldırıya geçen bir ordunun gücü derin bir kanyona akan nehir sularına benzer.

Verilecek bir kararın kalitesi avına saldırıp parçalayan şahinin süzülüşündeki ahenge, zamanlamaya benzer.

Savaşı kazançla kapatmanın yolunu bulacak kişi savaşın vereceği zararları en iyi bilen kişidir.

Zaferi kazanan komutan savaş öncesi en çok he-saplamayı yapandır. Savaşı yitiren komutan ise savaş öncesi mutlaka yeterince plan yapmamıştır. Bu nedenle savaşa girmeden önce mutlaka zafer hesabı yapın. Ancak, bu arada her ihtimale karşı, yenilgi hesabını ve stratejisini yapmayı da unutmayın. Plan yapmaya verdiğiniz önem zafer ya da yenilginin belirleyici faktörü olacaktır.

Eğer düşmanı ve kendini biliyorsan yüz savaşın sonucunda bile korkmana gerek yok. Eğer kendini biliyor ama düşmanı bilmiyorsan kazandığın her zafer için bir de yenilginin acısını tadacaksın. Eğer ne kendini ne de düşmanı biliyorsan her savaşta yenik düşeceksin.

Zorlukları bertaraf edenler, daha zorluk meydana çıkmadan tedbirini alanlardır. Düşmana galip gelenler düşmana hazır olmadan saldıranlardır.

Elimde tuttuğum ve ödüllendirdiğim üç hazinem var. Birisi şefkat, ikincisi tutumluluk, üçüncüsü ise başkaları üzerinde öncelik iddia etmemek. Şefkatten cesaret doğar, tutumluluk bize görüş sahası sağlar, başkaları üzerinde öncelik iddiasından kaçınma da yaşam güvenliği getirir. Şefkati, cesareti ve tutumluluğu bırakan, alçakgönüllülüğü terk ederek saldırganlığı tercih eden kısa zamanda yok olur. Savaşta şefkat zafere ulaştırır, savunmada şefkat ise güvenliği sağlar.

Yalnızca durumu bilinmeyene etki edilemez. Bilgeler öngörülmezlik pelerinine saklanır, böylece duyguları algılanamaz; belirsizlik içinde hareket ederler, o zaman yolları kesilemez.

Savaş sanatında stratejinin anlaşılmazlığı en önemli unsurdur. Duruş belirsiz, hamleler öngörülemez olunca hamleye hazırlık yapmak imkansızdır.

Bir komutan kendi başına görmeli, bilmelidir Bunun anlamı, komutanın başkalarının göremediğini görmesi, başkalarının bilemediğini bitmesidir. Başkalarının göremediğini görmek parlak zeka başkalarının bilemediğini bilmek üstün zekadır ilk kazanan parlak, üstün zekalılardır. Çünkü sadece onlar saldırılması olanaksız yerlerde savunma yapabilir, direnilmesi imkansız yerlere saldırabilirler.

Planlama gizli, saldırı çabuk olmalıdır. Ne zaman bir ordu aynı avını kapmak üzere dalmakta olan bir şahin gibi düşmanını ele geçirir, bendini kıran bir nehir gibi savaşırsa, düşmanları onun önünde dağılıp gider. Buna ordu momentinin kullanımı denilir.

Savaşta usta asker sinirlenmeyen askerdir. Zaferde usta asker korkusuz askerdir. Bu nedenle akıllı olan savaşı önceden kazanır, oysa cahil asker kazanmak için savaşmak zorundadır.

Eğer aklın esnek değilse, yeni durumlara uyamıyorsan, üstünlük sağlamak bir yana zararlı bile çıkabilirsin.

Savaş için en güçlü olduğunuzda, kendinizi güçsüz göstermeli; kuvvetlerinizi harekete geçirirken, hareketsizmiş gibi durmalı; düşmana yaklaştığınızda, uzakta olduğunuz izlenimi vermeli; uzakta olduğunuzda ise düşmanın burnunun dibin

#sun-tzu

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s