Onun adaleti de ahlakı da budur!

hükümet

Yönetilmek; ne hakkı ne kerameti ne de iffeti olan yaratıklar tarafından izlenmek, soruşturulmak, gözetlenmek, yönlendirilmek, yasalara uydurulmak, düzene sokulmak, kapatılmak, telkinlere ve vaazlara maruz kalmak, denetlenmek, yorumlanmak, değerlendirilmek, sansüre uğratılmak ve komuta edilmektir.

Yönetilmek; kişinin her hareketinde, her eyleminde ve yaptığı her işlemde, mimlenmesi, kaydedilmesi, nüfus sayımına tabi tutulması, vergilendirilmesi, damgalanması, fiyatlandırılması, değerlendirilmesi, patentinin alınması, yetkilendirilmesi, müsaadeye tabi kılınması, tavsiye edilmesi, men edilmesi, doğru yola sokulması ve düzeltilmesi anlamına gelir.

Hükümet, haraca bağlamak, terbiye etmek, fidye ödemeye mecbur bırakmak, sömürülmek, tekelleştirilmek, gasp edilmek, baskı altına alınmak, gizemlileştirilmek, soyulmak anlamına gelir; bütün bunlar kamu yararı ve halkın çıkarları için yapılır.

Daha sonra, ilk direniş belirtisi ya da şikayet sözcüğünde, kişi baskı altına alınır, para cezasına çarptırılır, hor görülür, tedirgin edilir, takip edilir, apar topar alınıp götürülür, dövülür, boğularak idam edilir, hapse atılır, vurulur, makineli tüfekle taranır, yargılanır, hüküm giyer, sürgüne gönderilir, kurban edilir, satılır, ihanete uğratılır ve üstüne üstlük bir de küçük düşürülür, alay edilir, kızdırılır ve onuru kırılır.

Hükümet işte budur; onun adaleti de ahlakı da budur!

Peter Marshall, Anarşizmin Tarihi

Ahlaki Değerlerin Üç Boyutu

ahlak1

Ahlâk, genel anlamda, uyulması gereken birtakım “kurallar bütünü” olarak değerlendirildiğinde, her şeyden önce bu kuralların neler olduğunun ya da başka bir ifadeyle neyin iyi, neyin kötü olduğunun bilinmesi gerekir. Bu, ahlâkî davranışın “bilgi” boyutunu oluşturur. Biz bilmeden bir davranışa koyulmayız. Bir davranışı “iyi” gördüğümüzden onu yapmaya koyulur, “kötü” gördüğümüzden dolayı da ondan uzak dururuz. Bundan dolayı Sokrates, bilginin kendisini de erdem olarak görüyordu. Çünkü doğru bilgiye sahip olmadan doğru eylem ortaya çıkmaz. Çıkmış ise, bu ahlâkî değeri olmayan, bilinçsizce bir eylemdir. Yine bundan dolayı Sokrates, kimsenin bile bile kötülük işlemeyeceğini söylüyor, biri kötülük işliyorsa, onun kötü olduğunu bilmediğinden işliyordur, diyordu. Bu yaklaşımda “iyi”ye dair bilgi, ahlâkî eylemin ön koşulu olarak karşımıza çıkmaktadır.

İşte neyin iyi, neyin kötü olduğuna dair bilgiyi “ahlâkın bilgi boyutu” ya da “ahlâk anlayışı” olarak adlandırmak mümkündür. İdeal anlamda düşünüldüğünde, bir kimsenin ahlâk anlayışı ile onda gözlemlediğimiz davranışlar arasında bir uyum ya da paralellik beklenir.

Ahlâkın ikinci boyutunu ise “davranış” oluşturur. Ahlâkî bilgimizin kendisi bile bizi bildiğimiz gibi davranmaya zorlar. Bilgi kendi başına da bir erdemdir elbette. Ancak teorik erdem, doğal olarak pratik erdemle bütünleşmek ister. Nitekim Aristoteles’e göre bilgi;

a) Kendisi için aranmasına,

b) Davranış için bir araç olmasına,

c)Yararlı ya da güzel bir şeyi yapmada bir araç olarak kullanılmasına, uygun olarak üç türlüdür: Teorik, pratik ve prodüktif.Birincisi salt teorik bilgi olmasına rağmen, ikinci ve üçüncüsü bu teorik bilginin ya pratiğe dönüşmüş biçimidir ya da onun aracıdır.

Aristoteles’in bu konuda dile getirdiklerinden hareketle, ahlâkın bu iki boyutunu; bilgi – davranış ilişkisini ve bu iki boyutun birbirinin tamamlayıcısı olduğunu daha net bir şekilde ortaya koymak mümkündür:Aristoteles’e göre, erdemli insan, doğru kurala uygun olarak eylemde bulunan kişidir. Kendisine uygun eylemde bulunacağımız bu kuralın oluşturulması ise entellektüel bir işlemdir.Önce entellektüel anlamda, farklı etkenlerin de rolüyle bu kural ya da kurallar oluşur. Sonra da zihinde oluşan bu kurala göre davranırız. Bundan dolayı asıl “ahlâklı, uyumlu, dengeli” dediğimiz insan, bildiği gibi davranan, bilgisi ile davranışları arasında çelişki olmayan insandır: Doğruluğun, yardımseverliğin, büyüklere saygının… iyi olduğunu biliyor ve bu bilgiye uygun davranıyor. Yalancılığın, dolandırıcılığın, kıskançlığın… kötü olduğunu biliyor ve onlardan uzak bir yaşam sürüyor. Nitekim Aristoteles, bilge insanın her şeyden önce “iyi” yaşama ile ilgili olarak nelerin kendisi için iyi ve yararlı olduğunu bilmesi gerektiğini söyler. Pratik bilgeliği ise Aristoteles, “iyi ve doğru düşünüp taşınma gücü” olarak tanımlarken, bilgeliğin sadece entellektüel bir etkinlik olmadığını vurgulamak için onun, “bizi tatmin edecek olan bir varlık durumunun nasıl meydana getirildiği konusunda düşünme ve bunu gerçekleştirme gücü” olduğunu ifade eder.Dolayısıyla teorik erdem eğer pratik erdem ile bütünleşemiyorsa, pratik erdem de temelinde teorik erdemi barındırmıyorsa eksik kalmaktadır.

Ahlâkî davranışın üçüncü boyutu ise duygudur. Birine iyilik yapma, yardım etme gibi “iyi” bir davranışta bulunduğumuz zaman ondan bir haz alır, zevk duyarız. Hoşumuza gitmeyen, “kötü” bir davranışta bulunduğumuzda da pişmanlık duyar, üzülürüz. İyi davranıştan sonra bu hazzı, kötü davranıştan sonra da bu pişmanlık ve üzüntüyü yaşamak, aslında ahlâk adına kişide olumlu bir özelliktir. Tasavvufta “bir kötülük işledikten sonra kendini kınayan” anlamında “nefs-i levvâme”, nefsin arınma trendinde önemli bir aşama olarak görülür. Peygamberimiz de iyiliği; “yaptığın takdirde sana haz veren, içinde hoşnutluk hissettiğin şey”, günahı ise; “yaptığında içini tırmalayan, seni rahatsız eden ve yaparken başkalarının görmesini istemediğin şey” olarak tanımlamaktadır.Buradan da anlaşılıyor ki iyilik, insana haz veren, kötülük ise vicdanını rahatsız eden şeydir.

Normalde ahlâkın bu üç boyutu arasında bir uyum aranır. İdeal olan da budur. Kişi iyi ve doğru bildiğini yapar, iyi ve doğru olanı yapmış olmak da ona haz verir. Ancak, bu ideal olanı realitede görmek her zaman mümkün değildir. Gerçekte neyin iyi olduğunu bildiği halde, onu yapmayan veya yapamayan, bir şeyin kötü olduğunu bildiği halde de ondan uzak kalamayan birçok insan vardır. Hatta kötülük işlediği halde vicdanî hiçbir rahatsızlık duymayan, kötülüğe karşı bağışıklık kazanmış birtakım insanlar da biliriz. Ahlâkta aslolan, doğru bildiğini yapmak ve bu yaptığından haz almaktır. “Ahlâklı, dengeli, tutarlı” dediğimiz kişiler bunlardır. Bildiği gibi yapmayan ve yaptığının “iyi” ya da “kötü” niteliğine göre zevk ya da üzüntü duymayan kişi ise, ahlâkî anlamda “dengesiz, tutarsız ve kendisine güvenilemeyen” kişidir.

Ahlâkın, bilgi, davranış ve duygu şeklinde ifade ettiğimiz bu üç boyutu arasında, zaman zaman bazı kişilerde gözlemlediğimiz uyumsuzluğun ya da tutarsızlığın birtakım nedenleri vardır:

a) Her şeyden önce, kendisinde bu tutarsızlığın gözlemlendiği kişinin ahlâkî bilgi kaynağına bakmak gerekir. Bu kişi ahlâk kurallarını kimden öğrenmiştir? Davranışlarında kimi ya da kimleri örnek almıştır? Onun için kimler “ideal insan” konumunda olmuştur? Büyük bir olasılıkla, ona örnek olan insan tipinde bir “kişilik” ve “ahlâk” problemi mevcuttur. Örneğin, davranışlarında tutarsızlık gözlemlediğimiz kişi bir çocuk ise, örnek aldığı büyükleri ona, mesela yalan söylemenin, insanları aldatmanın kötü olduğunu söylüyor, ama kendileri zaman zaman yalan söylüyor ve insanları aldatıyorsa, çocuğun önünde bilgisi ile davranışı arasında uyum olmayan kötü örnekler var demektir. Bunu gören çocuk, yalan söylemenin kötü olduğunu bildiği halde, zaman zaman yalan söylemekte bir sakınca olmadığını düşünür.

b) Ahlâkî davranıştaki tutarsızlığın diğer bir nedeni; bir çevrenin ahlâk standartlarının başka bir çevrenin ahlâk standartları ile uyuşmamasıdır. Evde şımartılan, her isteği yerine getirilen çocuk, farklı bir çevrede, örneğin okulda zor disipline edilir. Büyüklerinin yakın kontrolü, belki biraz da baskılarından dolayı, ailede davranışları düzgün görünen bir çocuk, üniversitede ya da tanınmadığı başka bir ortamda farklı bir kişilik ortaya koyabilir.

c) Bu tutarsızlığın, konumuz gereği bizi daha fazla ilgilendiren başka bir nedeni ise; ahlâkî davranışa kılavuzluk eden değerlerin , bazı durumlarda başka bazı değerlerin arkasına itilmesidir.Örneğin kazanma, ekonomik bir değerdir. Ancak, ahlâk değerlerini parantez içine alarak böyle bir değere sahip olmaya kalkarsak, değerler arasında çatışma da kaçınılmaz olur: Kimse doğruluk ilkesini bir kenara itmeksizin, devlete karşı görevlerini, vergi borcunu vs. görmezden gelmeksizin, “Yeter ki kazanayım, zengin olayım. Nasıl kazandığım ve nasıl zengin olduğum hiç önemli değil,” diyemez. Daha çok kazanma, daha fazla zengin olma uğruna doğruluktan vazgeçmek, vergi ödememek, hak ve hukuku çiğnemek… ahlâkî kaygıları olan, erdem peşinde koşan birinin değil, ancak bir “homo ekonomicus”un özelliği olabilir.

Keza, dalı ne olursa olsun, bir sanatçı da, içinde yaşadığı toplumun ahlâkî değerlerini umursamayan bir tavırla sanatını icra edemez. Sanat, insanın olduğu yerde ve insan için değerlidir. Sanatçının sanatı, onu yetiştiren ve sanatını önemseyip takdir eden toplum için anlam ifade eder. İçinde yetiştiği toplumun ahlâk değerlerini göz ardı etmeme, en azından onun kadirşinaslığının, toplum ile uyumunun gereğidir. Öte yandan, medya aracılığıyla toplumun sürekli gözü önünde duran sanatçıların, toplumun ahlâk standartları dışında yaşıyor görüntüsü vermesi, onların bu hayat tarzının, sanatlarının gereği olarak görülmesine de neden olabilir. Bu noktada da sanat – ahlâk çatışması kaçınılmaz olur. Oysa sanatçının, sanatını toplumun ahlâk değerlerini de önemseyerek icra etmesi, böyle bir çatışmanın yaşanmamasının başlıca yoludur. Her şeye estetik gözle bakan birine göre, insan zevk için, ekonomik gözle bakan birine göre ise, daha çok kazanmak ve daha çok zengin olmak için yaşar. Ahlâkî kaygıları olan biri için ise, insanın amacı kesinlikle bunlar olamaz. O ancak “erdem” peşinde olabilir. Diğer şeyler ise, onun erdemine aracı olabildiği ya da katkı sağlayabildiği oranda değerlidir.

Bu nedenle, ahlâk değerleri, diğer bütün değerlerin önünde yer alması gereken, hatta onlara dengeli bir biçimde sahip olmada da etkili lokomotif değerlerdir. Ahlâk değerleri ile çeliştiği takdirde, diğer değerler de birer erdem olmaktan çıkar. Onları erdem çizgisine çeken ve orada tutan, ahlâkî değerlerle uyumudur.

Öğretmenden öğrencisine; hem kızım hem eşim ol

öğretmen-öğrenci

Dün Hürriyet Gazetesinde bir haber okudum, haber kısaca şu şekilde verilmiş;

ANTALYA’da bir anadolu lisesinde geçen ay 11’inci sınıfların geometri dersinin yazılı sınavında, 5 öğrenci kopya çekerken yakalandı. Öğrencilerden E.T.’nin (16) ailesi, disiplin sürecinde kızlarıyla görüşen evli rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğretmeni M.S. (47) hakkında, tacizde bulunduğu yönünde suç duyurusunda bulundu. İddiaya göre öğretmen, kız öğrenciye arkadaşlık ve ilişki teklif etti, teklifini kabul ederse disiplin cezası almayacağını söyledi. Öğrencinin ise bu sözlerin ne anlama geldiğini sorduğu belirtilen şikâyet dilekçesinde öğretmenin, “Cezan okuldan atılmak, ama ben cezanı hafifleteceğim. Ev tutarım sana, hem kızım, hem eşim olursun” dediği, okul dışında ve otelde buluşma tekliflerinde bulunduğu öne sürüldü.

Son yıllarda hem ülkemizde hem de dünyada ahlak yoksunluğundan kaynaklanan benzer olayların sayısındaki artış dikkatinizi çekmiştir. Gazete ve televizyonlarda çok sık gördüğümüz, duyduğunuz zaman tüylerinizi diken diken etmesi gereken bu olaylar maalesef halkımızın gözünde normalleştirilmeye çalışılıyor. Öyle olaylar oluyor ki, bir tepkiyi bile fazla görüyoruz. Doğadaki en enteresan varlık insanın bana göre en enteresan davranışı kanıksamak; her şeye alışıyoruz.

Her olay kendi içinde değerlendirilmelidir. Özellikle hassasiyet gerektiren buna benzer olaylarda genelleme yapmak yanlışlar zincirini beraberinde getirir, bir iki kişi yüzünden binlerce değerli öğretmenimizin kalbini incitiriz.

Öğretmen;hayatını öğrencilerine adamış, ailelerin şahsiyetinin ve geleceğinin belirlenmesinde  çocuklarını güvenle emanet ettiği kişidir.

Anne babalar çocuğun biyolojik varoluşunun kaynağını oluşturur. Öğretmenler ise zihni ve ahlaki yönden onların şahsiyet oluşumunu sağlar. Öğretmen öğrenci ilişkisini bu açıdan değerlendirmek gerekir.

Bu tür olaylarda henüz ergenlik aşamasında olan bir öğrencinin öğretmenine duygusal bakımdan ilgi göstermesi yadırganacak bir durum değildir. Anne babası dışında bir çocuğun belki hayatında kendine idol olarak belirlediği kişilerin başında öğretmen gelir, bu zaman zaman platonik aşka da dönüşebilir. Yadırganması ve tepki gösterilmesi gereken öğretmenin davranışıdır.

Öğretmen, karşısındakinin yaşı ve cinsiyeti  ne olursa olsun, bu türden ilişkiyi reddetmelidir, bunun dışındakiler öğretmenlik mesleğinin hiçbir ilkesiyle bağdaşmaz.

Okulda herkesin statü ve rolleri belirlenmiştir. Öğretmen; derste öğrettiklerinin yanında rol modeli olması nedeniyle öğrenciyle iletişim içindedir, her davranışıyla öğrencinin gözü önünde yer alır. Öğretmenin ağzından çıkacak bir söz, bir ilke, bir ahlaki ya da entelektüel duruş, öğrencilere verilebilecek en büyük ders olabilir. Öğretmenin bu özelliği onda bilginin, becerinin, yaratıcılığın yanında yüksek bir ahlak bilincini zorunlu kılar.

Ahlak; insanın yaşam biçimi ve hayatının yol haritasıdır. Ahlak hepimizin yüreğinde bulunan bir duygudur. Zaman zaman onu görmezden gelsek de özellikle yalnız kaldığımızda “vicdan azabı” olarak bizi uyarır.

Aslında önem verilir ve uygulanırsa bireyleri ve toplumu mutlu edecek etik ve ahlaki değerlere insanoğlu nedense sıklıkla uyum göstermez ve bu kurallara karşı aksi yönde davranışlar sergiler. Peki insanoğlunu buna iten sebepler nelerdir?

İnsan isterse en temel ahlak kurallarını bile dilediği şekilde esneterek kendisiyle uyumlu bir hale getirebilir. Önemli olan ahlak kurallarının yüreğimizdeki yeridir. Bu da ancak eğitim ile oluşur. Bu eğitim evde başlar, okulda devam eder.

Aslında bu ve buna benzer olaylar ahlaki yozlaşmanın bir sonucudur ve bu yozlaşmanın önünde durmuyorsak hepimiz suçluyuz. Eğer ahlaki yozlaşma varsa, bunda hepimizin payı vardır.

Bir toplum gerek kişisel, gerekse toplumsal ahlakını küçük yaşta yapılan eğitim ile belirler. Bu sonuç okul gibi devletin olanaklarından ziyade aile ortamı içinde yapılan eğitimle elde edilir. Bu nedenle toplumsal bir ahlâktan bahsetmek istiyorsak aile içi eğitime ağırlık vermemiz gerekir. Daha küçük yaştan öğretilmelidir ki; ideallerimiz gerek kişisel gerekse toplumsal ahlak kurallarına uyumlu olmalı ve başkaları için kötü örnek oluşturmamalıdır.

İnsanlığın var oluşundan bu yana tüm toplumsal kabullerin, tüm dinlerin ve temel hukuk kurallarının varmak istedikleri en önemli temel hedef kişisel ve toplumsal ahlak kurallarının yaygınlaştırılması ve insanlığın bu kurallar çerçevesinde ilerlemesidir. Ahlak esasen toplumu çöküntüden kurtaracak ve toplumun muhafazasını sağlayacak bir araçtır.

Ahlak ile ilgili söylenmiş güzel sözler

ahlak

Gerçekten de ahlakiyat özel fertlerden ayrı ve bunların üstünde ancak toplumsal milli olabilir. Milletin toplumsal düzen ve huzuru bugün ve gelecekte refahı mutluluğu güvenliği ve dokunulmazlığı uygarlıkta ilerleme ve yükselmesi için insanlardan her hususta ilgi gayret nefsin özverisini ve gerektiği zaman seve seve nefsinin fedasını isteyen millî ahlâktır. Mükemmel bir millette millî ahlâk gerekleri o millet bireyleri tarafından âdeta düşünülmeksizin vicdanî hissî bir güdü ile yapılır. En büyük millî duygu millî heyecan işte budur. Millet analarının millet babalarının millet öğretmenlerinin ve millet büyüklerinin evde okulda orduda fabrikada her yerde ve her işte millet çocuklarına milletin her bireyine bırakmaksızın ve sürekli olarak verecekleri millî eğitimin amacı işte bu yüksek millî duyguyu sağlamlaştırmak olmalıdır.

Atatürk

Millî ahlâkımız uygar esaslarla ve özgür fikirlerle beslenmeli ve sağlamlaştırılmalıdır. Bu çok önemlidir; özellikle dikkatinizi çekerim. Korkutma esasına dayanan ahlâk bir erdem olmadıktan başka güvene de lâyık değildir.

Atatürk

Bir millet, zenginliğiyle değil, ahlak değeriyle ölçülür.

Atatürk

Kültürlü insanların ahlâk çıkmazlarında yardımcı olmak, kültürsüzlere yardımcı olmaktan daha güçtür.

Goethe

Ahlâkın ana temeli iyi niyettir ki o da tabiatı gereği, yalnızca doğruya yönelik olabilir.

Goethe

Güneşin, buz eritmesi gibi, güzel ahlak da günahları eritir.

Hadis-i Şerif

Kişi, yumuşaklığı, tatlı dili ile, gündüzleri oruç tutanın ve geceleri namaz kılanın derecesine kavuşur.

İ.Hibban

İnsanların doğasında varolan en önemli özelliklerin başında insanın ham olması gelir. İnsan, doğası itibariyle daha sonra katı, sonra nazik, yumuşak ve nihayet kötü bir yaratıktır.

G.Vico

Her binanın bir temeli var, İslam binasının temeli de güzel ahlâktır.

Abdullah bin Abbas

Ahlâksızlık, ahlâkın var oluş nedenidir.

Anatole France

Bir milletin ahlakı dişleri gibidir. Çürüdüğü nispette acısını hisseder.

Bernard Shaw

İnsanın doğasında beş erdem vardır: humanite (jen), doğru davranış (li), inanç,doğruluk ve akıl.

Han Yu

Türklerin aşağı yukarı hep ahlâkları birbirine benzer. Bu yüksek ahlâk hiçbir milletin ahlâkına benzemez. Ahlâkın millet oluşmasında yeri çok büyüktür, önemlidir.

Atatürk

Din ve ahlak duygularının zayıflaması, zekânın zayıflaması kadar tehlikelidir.

Alexis Carel

Ahlâk, insanla beraber ve onun içinde doğar.

Anatole France

Ahlâkın millî toplumsal olduğunu söylemek ve ortak vicdanın bir ifadesidir demek aynı zamanda ahlâkın kutsal sıfatını da tanımaktır. Ahlâk kutsaldır; çünkü aynı değerde eşi yoktur ve başka hiçbir çeşit değerle ölçülemez.

Atatürk

Bir insan için Allah’ın en büyük ihsanı iyi ahlâktır. Güzel bir yüz ya da nazlı bir davranış bile, kalp kötüyse fena ahlâkı gizleyemez.

Andre Maurois

Ahlak bütün sivil yasaların amacı ve hedefidir. Ahlaki değerlendirmeler adalet yönetiminden ayrı düşünülemez. Bir insan evinde havasızlık içerisinde yaşayabilir mi?

John F. Dillon

Ahlak duygumuz, ihtiraslarımızı kontrol eder.

Bernard Shaw

Zenginlik ve güç kör talihin sana verdiği hediyelerdir. Oysa iyi insanlık kişinin kendi erdemlerinin sonucudur.

Heloise

Her politik anayasanın amacı ilk önce, bilgi ve erdeme sahip yöneticileri yönetime getirmek olmalıdır. İkinci olarak, yöneticileri kamu güveni içerisinde tutabilmek için en etkili önlemleri almaktır.

James Madison

Milletin içtimai düzen ve sükûnu, hal ve istikbalde refahı, saadeti, selameti ve masuniyeti, medeniyette ilerleme ve yükselmesi için insanlardan, her hususta alâka, gayret, nefsin feragatini ve icab ettiği zaman seve seve nefsinin fedasını talep eden milli ahlâktır. Mükemmel bir millette milli ahlâkiyet icapları, o millet fertleri tarafından âdeta muhakeme edilmeksizin vicdanî, hissi bir şevkle yapılır. En büyük milli heyacan budur.

Atatürk

Yasa insanların kalplerinde yazılıdır.

St. Augustine

İyi ahlak için iyi yasalar gereklidir. Yasalar da iyi ahlak olmadan korunamaz.

Machiavelli

Yasama güçsüzleşince, ahlak dejenere olur.

Blaise Pascal

Erkeğin de kadının da terbiyesi, birbirleriyle tartıştıkları zaman belli olur.

Bernard Shaw

Lafazanlığın ve gösteriş düşkünlüğünün, ahlâkla bir arada bulunması nadirdir.

Konfüçyus

Üstat dedi ki; İradeni gerçek prensipler için kullan. Erdemli olan şeyleri kazanmaya çalış. Kendini iyiliğe ver. Eğlencelerin sanat için olsun.

Konfüçyus

Kısa ve kestirme yoldan ticaret yaparak para kazanmak fazla sürmez, fakat ilkeler asırlar sürer.

Henry W. Boecher

Siz, mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz, onları güler yüz ve güzel ahlak ile memnun etmeye çalışın.

Hadis-i Şerif

Ahlâk ve üçkağıtçılık, terazinin iki ayrı kefesinde yer alır; biri çıkarsa biri iner.

Eflatun

Özel ticaretin özünde bir parça sahtekarlık mutlaka vardır. Bir köylü bir at satın aldığı zaman onu her fırsatta kötüler. Aynı atı bir yıl sonra satacağı zamansa, daha genç,daha iyi ve daha güçlü durumda olacaktır… Bir insanın kendi malı daima en iyisidir başkasınınki en kötüsü. Bir insanın rakiplerini kötülemesi ticaretin vazgeçilmez bir öğesidir.

Wilhelm Reich

Ahlâk da sanatta olduğu gibi hiç konuşulmaz; ancak yaşanır.

Ernest Renan

Ahlak konusunda inandığım ilke şudur; bir şeyi yaptıktan sonra kendini iyihissediyorsan o ahlakidir; eğer kendini kötü hissediyorsan o gayri ahlakidir.

Ernest Hemingway

Kötü ahlak, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez. Güzel ahlak, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar bile affa uğrar.

Anonim

Politika ve ahlakı farklı ele alanlar, her ikisini de asla anlayamazlar.

J. J. Rousseau

En kötü düşmanlarımız cahil ve basit insanlar değil, okumuş ve ahlâkları bozuk olanlardır.

Graham Greene

Eğer iyi olmayı istiyorsan, önce kötü olduğunu düşün.

Epiktetus

Politika “yılanlar gibi akıllı ol” der; ahlak ise “yılanlar gibi akıllı kumrular gibi zararsız ol” der.

İmmanuel Kant

Savaş alanında korkaklık gösteren bir generali kurşunla öldürürsünüz.Halkın ahlakını bozan politikacılar için ne ceza önerirsiniz?

Lord Acton

Bencilliğimizi sınırlamak ve yardımsever davranışlarda bulunmamız insanın doğasının mükemmeliyete erişmesine yardımcı olur; ve bu insanlar arasında duyguların harmonizasyonunu sağlar.

Adam Smith

Erdem ve kabiliyet yönünden üstün olan kimselerin arkasından gitmek ve onlara uymak doğrudur.

Aristo

Beyler örf ve kanuna nasıl riayet ederlerse, halk da aynı şekilde örf ve kanuna itaat eder.Beyler hangi yoldan giderse, beylerin bu gidişi kulun da yoludur.Halk için beyin çok seçkin olması lazımdır.Bey gönüllü, dili ve tabiatı düzgün olmazsa, saadet memlekette dolaşamaz, kaçar.Avam tabiatının beye yakın olması uygun düşmez; bu tabiat yaklaşırsa, bey itibarını derhal kaybeder.Bey haya sahibi, yumuşak huylu ve asil tabiatlı olmalıdır.Beyin özü sözü doğru ve tabiatı güzide olmalıdır.Bey doğru sözlü olmalı, tavır ve hareketleri itimat telkin etmelidir ki, halk ona inansın ve huzur içinde yaşasın.Bey fesatlık yapmamalıdır. Bu hareket yüzünden ikbal elden gider.

Yusuf Has Hacip

İnsanları yasa ve ceza ile yönetirseniz, onlar bir daha yanlış yapmayacaklar, ancak şeref ve utanma duygularına da sahip olmayacaklardır. İnsanları erdemle ve ahlak kuralları ile yönetirseniz, o zaman onlar hem utanma duygusuna sahip olacaklar, hem de doğruyu yapmaya çalışacaklardır.

Konfüçyus

Yoldaşların en iyisi güzel ahlâktır, arkadaşların en iyisi akıldır, edeb ve terbiye, en iyi mirastır ve kendini beğenmekten daha büyük gerilik ve cahillik olamaz.

Hz. Ali (r.a.)

İnsanlarla iyi geçin, güzel ahlâk ile muhatap ol.

Hz. Muhammed (sav.)

İktisat geçimin, güzel ahlâk da dinin yarısıdır.

Hz. Muhammed (sav.)

Kişinin kendi türünün üyelerinin başka türlerin üyelerine kıyasla özel ahlaksal değer hak ettikleri duygusu eski ve derindir. Savaş zamanı dışında, insan öldürmek genelde işlenebilecek en ciddi suçtur. Bizim kültürümüzde daha da şiddetle yasaklanmış bir tek şey var; o da insan yemek (ölmüş bile olsalar). Bununla birlikte, başka türlerin üyelerini yemekten hoşlanıyoruz. Birçoğumuz, canilere bile ölüm cezası uygulanması düşüncesinden iğrenirler; Öte yandan da, ılımlı ‘hayvan zararlılarının’ yargılanmaksızın vurulmasını neşeyle desteklerler. Aslında, diğer zararsız türlerin üyelerini zevk ve eğlence için öldürürüz. İnsansı duyguları bir amipten daha fazla olmayan bir insan dölütü, yetişkin bir şempanzeye gösterilenden çok daha ileri bir saygı ve koruma altındadır. Yine de, şempanzenin duyguları vardır, düşünür ve -son deneysel kanıtlara göre- bir çeşit insan dilini öğrenebilir. Dölüt ise kendi türümüze aittir ve bu nedenle anında özel hak ve ayrıcalıklarla donatılır.

Richard Dawkings

En güzel edep;güzel ahlâk,en şiddetli fakirlik;ahmaklık,en vahşi vahşet;kendini beğenmek ve en üstün zenginlik;akıldır.

Hz.Ali(ra)

Kıyamet günü, bana en sevgili ve en yakın olanınız, ahlâkı en güzel olanınızdır.

Hz. Muhammed (sav)

İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek… İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.

Hz. Muhammed(sav)

Ahlâk güzelliği, beden güzelliğinden daha hayırlı ve daha devamlıdır.

Hz. Ömer (r.a.)

Taş’ın ahlakı yok. Hareket etmiyor. Faşizm ahlaksızlık’tır; hareketsizlik peşinde koşuyor. Faşizm, tarihin kaydettiği önceki dikta uygulamalarından, korkudan kaynaklanmasıyla ayrılıyor. Faşizmin terörü, kendisi terörize olmuş bir sınıfın, acımasızlık uygulamasıdır; faşizm, kendi içinde çelişkilerini erteleyerek hızını arttırmış bir iktidarın, iktidarını sallamış olanların hareketsizliğe boğma girişimi oluyor. Korkunun hareketsizliği doğurması en çok faşizmde var. Hain, korkak’tan çıkıyor; faşizm bir iç ihanet oluyor. Faşizm, egemen sınıfın kendi içinde ve birbirine karşı ihanetine dayanıyor.

Yalçın Küçük

Ahlak’ın silicisi korku’dur. … Açlık korkusu, işsizlik korkusu, hapis korkusu, savaş korkusu ve giderek ölüm korkusu hep bir ahlak silicisi işlevini üstleniyorlar. … İnsanımız çözülmeye yüz tuttu. 1970 yıllarının ikinci yarısında bir kuantum fizikçisinin objesi görünümündeydi; hareketliliğinden çıkan büyük enerjiyi iktidar perspektifine aktaramıyordu. Ölüm, işsizlik, hapis ve idam; bellekleri ve varolan ahlakı silici işlevini görüyordu.

Yalçın Küçük

İnsanın kendisini ıslah etmesi erdemle, başkalarını ıslah etmesi ise bilgi ile olur. Erdem ve bilgi, doğanın iki ahlaki özelliğidir ve insanı Doğru Yola ulaştırır.

Konfüçyus

Kişinin büyüklüğü takvası ile, üstünlüğü dindarlığı ile ve şahsiyeti de güzel ahlâkıyladır.

Hz. Ömer (r.a.)

Güzel ahlâk, en güzel bir dosttur.

Hz. Ömer (r.a.)

İki şey var ki, biz onlar hakkında daha sık ve daha düzenli kafa yordukça, ruhu hep artan bir hayranlık ve huşuyla dolduruyor: tepemizdeki yıldızlı gökyüzü ve içimizdeki ahlak yasası.

İmmanuel Kant

İyi insanlar erdemi sevdikleri için kötü şeyler yapmaktan nefret ederler. Kötü insanlar cezalandırılmaktan korktukları için kötü şeyler yapmaktan nefret ederler.

Horace

Şeref kaybedilirse geriye ne kalır?

Publius Syrus

Ahlâk, tam olarak bize nasıl mutlu olacağımızı gösteren bir doktrin değildir; fakat o bize kendimizin mutluluğa, nasıl layık olabileceğimizi öğretir.

Immanuel Kant

Ahlâkı kötü insanlarla, sohbet etme ki günah işlemeye meyletmeyesin.

İmam-ı Azam

Ahlâk; insan nefsinde yerleşen öyle bir melekedir ki fiiller, hiçbir fikri zorlama olmaksızın, düşünüp taşınmadan bu meleke sayesinde kolaylık ve rahatlıkla ortaya çıkar.

İmam-ı Gazali

Zindanların en darı;ahlâkı,ahlâkına uymayan insanlarla oturmaktır.

Ebu Aliyy’i Rudbâri

Ahlâklı insan basit ve dürüsttür, kişisel gururu yoktur.

Lao Tzu

Zevkin kendisi iyidir, tek iyidir.. acı kötüdür. İyi ve kötünün başka bir anlamı yoktur.

Jeremy Bentham

Her şey, zevk ve acı vermesi bakımından iyi ya da kötü olarak adlandırılır.

John Locke

Öyleyse erdem, akla başvurarak tanımlanan ortanın içinde yer almakla ve seçimlerle ilgili bir karakter durumudur. Biri aşırılık, diğeri eksiklik olan iki kötülük arasındaki bir ortadır bu. Bir ortadır, çünkü kötülükler tutkularda ve eylemlerde doğru olana ya kısa, ya uzak düşerler. Oysa erdem arada olanı hem bulur hem de seçer.

Aristoteles

Sakın ahlâk kurallarını çiğnemeyin; çünkü öcünü çabuk alır.

Tolstoy

İyi iki anlama gelir: Birisi mutlak iyidir. Diğeri ise birisi için iyi olandır.

Aristo

Ahlaksal olay yoktur, yalnızca olayların ahlaksal yorumu vardır.

Friedrich Nietzsche

Başkalarının terbiyesizliğine karşı en emin silah, bir insanın kendi terbiyesidir.

Lord Chesterfield

Dünyanın bütün medeni milletleri temel ahlak ilkeleri üzerinde anlaşabilirler.

Josph Addison

Ahlak temelden bir krizle karşı karşıyadır. Bu krize karşı sadece sözleşmecilik makul çözümler öneriyor.

David Gauthier

Yüz kızartıcı şeyler, halkın genelince tasvip edildiğinde, artık yüz kızartıcı olmazlar.

Cicero

Ahlaklılık törelere itaat etmekten başka bir şey değildir (özellikle artık değildir), töreler ne tür olurlarsa olsunlar bu ilke değişmez; bununla birlikte töreler geleneksel tarzda davranmak ve değerlendirmelerde bulunmaktır. Geleneğin emretmediği şeylerde ahlak yoktur. (Tan Kızıllığı, Madde 9) Sadece gelenek olduğu için bir inanca bağlanmak… bu elbette namussuz olmak, korkak olmak, tembel olmak demektir! — Öyleyse, ahlaklılığın ön koşuluna namussuzluk, korkaklık ve tembellik olmuyor mu?

Friedrich Nietzsche

Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökerler.

Cicero

Ahlâk konusunda en önemli dersler, kitaplardan değil yaşanan deneyimlerden alınır.

Mark Twain

Genel Kural: Kendi özel çıkarlarını en iyi bir şekilde değerlendirebilecekleri için bireyleri mümkün olduğu ölçüde kendilerini incitebilecekleri alan dışında davranışlarında tamamen serbest bırak. Bireyler yanılırlarsa ve hatalarını anlarlarsa bir daha aynı şeyi yapmayacaklardır. Bireyler başkalarını incitmedikleri takdirde yasanın gücünü kullanma. Bir kişinin herkesin güvenliğini bozması sözkonusu olduğunda hukuk gereklidir ve cezanın tatbiki yararlıdır.

Jeremy Bentham

Bütün kediler kül rengine dönüşeceğinden, politikacılar bütün ışıkları söndürmek isterler.

Jose Ortaga Gosset

Bir ülkenin geleceği ve ilerlemesi sağlam kalelerle, güzel binalara ve milli gelirine değil, o insanların ahlâki değerlerine bağlıdır.

Martin Luther King

Bütün cihanı araştırdım, güzel ahlâktan daha üstün bir liyakat bulamadım.

Mevlana

Siyasetin ıslah edilmesi için güç ve yetkilerini “kamu çıkarı” doğrultusunda kullanacak iyi ahlak sahibi kimselerin seçilmesi ve bunların yönetime getirilmesi şeklinde bir öneri söz konusu değildir. Bir oyun, kuralları ile belirlenir ve daha iyi bir oyuna ancak oyunun kurallarını değiştirmek suretiyle ulaşılabilir.

James M.Buchanan

Politik kurallar hakkında düşünmeli ve kuralları yeniden düzenlemeliyiz. … İyi oyunlar, iyi oyunculardan ziyade iyi kurallara bağlıdır. En başta kuralların nedenini anlarsak, o takdirde kimin iyi oyuncu olduğu ya da iyi oyuncu olmadığını tespit etmekten daha önemli olan kurallar bütünü üzerinde anlaşmak daima daha kolay olur.

James Buchanan

Ahlâk olmayan yerde, kanun bir şey yapamaz.

Napoleon Bonaparte

Terbiye sınırlarından dışarıya çıkan, bir daha içeri giremez. Terbiyeyi kaybetmemeye bakmalı.

Nicolas Boileau

Biliyor musunuz, benim eserlerime Avrupalılar neden ahlâksız diyorlar; çünkü onların ahlâkını, olduğu gibi ortaya koyuyorum.

Oscar Wilde

Yolsuzluk fahişelikten daha kötüdür. Fahişelik bir tek bireyin ahlakının bozulmasıdır, oysa yolsuzluk tüm toplumun ahlakını tehlikeye düşürür.

Karl Kraus

Açıklık politikayı temizleyecek unsurlardan birisidir. Hiçbir şey açıklık kadar politikadaki kötü uygulamaları kontrol edemez. Evinin çevresindeki duvarın etrafına bir delik açmaya çalışan bir İrlandalı’ya ne yaptığı sorulduğunda İrlanda’lı şöyle cevap vermiş: Bodrum’daki karanlığın dışarı çıkması için uğraşıyorum… Galiba, bizim şimdi yapmamız gereken de budur.

Woodrow Wilson

İnsanlık, dini doktrinden tamamen müstakil bir ahlâk sistemi, kurmaya muvaffak olamadı.

Sokrates

Kültürlü insanların ahlâk çıkmazlarında yardımcı olmak, kültürsüzlere yardımcı olmaktan daha güçtür.

Goethe

Çıkarcı politikacılar ülkelerinin güvenliğinden çok koltuklarının güvenliğini düşünürler.

Thomas Macaulay

Kanunların çok olduğu yerde devlet daha yozlaşır.

Tacitus

Ahlâkın ana temeli iyi niyettir ki o da tabiatı gereği, yalnızca doğruya yönelik olabilir.

Wolfgang Van Goethe

Hiç kimseye kötülük etmedim.

Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim.

Gerçek evinde alçaklık etmedim.

Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım.

Benim yüzümden kimse korku duymadı,yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı.

Tanrıların kötü gördükleri şeyleri hiçbir zaman yapmadım.

Kölelere kötü muamele etmedim ve ettirmedim. Kimseyi aç bırakmadım.

Kimseye göz yaşı döktürmedim.

Kimseyi öldürmedim ve kimsenin kahpece öldürülmesini emretmedim.

Kimseye yalan söylemedim. Hiç bir utandırıcı davranışta bulunmadım.

Zina etmedim. Yiyecekleri pahalı ve eksik satmadım.

Terazinin dirhemi üzerine hiçbir zaman elimi bastırmadım.

Teraziyle tartarken hiç bir zaman hile yapmadım.

Süt çocuklarının ağızlarından sütü uzaklaştırmadım. Hayvanları çalmadım.

Tanrının kuşlarını avlamadım.

Ölmüş balığı tutmadım. Hiç bir arkın suyunu başka yöne çevirmedim.

Ben temizim, temizim, temizim…

Ölüler Kitabı